<_script /><_script /> siir - okyanus - Blogcu



15/3/2009 · Kategori: siir

çanakkalede ölmek

Şehitlerimiz ne büyük insan ne büyük bir nefer
Her cephede savaştılar vatan için bu son sefer
Her birinin adı aynı şehit diye taşlara yazıldı
Düşman geçemedi Gelibolu'da mezar kazıldı

Bu gördüğün toprak değil şehitle dolu yığın
Atalarımıza nasipmiş en onurlu savaşı çağın
Ecdadını unuttuysan git başka millete sığın
Gidecek vakit var daha henüz geç kalmadın

Şehit kanıyla dolu yerler bastığın her adım
Geçmişini unuttuysan zaten soysuzdur adın
Vatanın için savaş gerekirse şehit olursun
Uyan derin uykundan kendine gel ne olursun

Çanakkale ki bütün dünya üstüne yürümüş
Baykuşlar kol gezmiş şehri duman bürümüş
Anneler, babalar, dedeler vatana şehit olmuş
Neredeyse onurlu bir millet yok oluyormuş

Bir zaman yedi düvele hükmeden bir ülke
Ecdadı unutup bu ahvale düşmeseydi keşke
Yaşlısı, genci, gelini, kızı bütün bu millet
Çanakkale'de tarih yazdı imza attı bir ilke

Vatan için her yerde binlerce şehit verdik
Çanakkale şehidi gibisini hiç görmemiştik
Elbise, ekmek, içecek bir damla su yok cephede
Vatan sevgisi, onur, haysiyet vardı şehitlerde

Şan'ında var kanında var bu vatan için ölmek
Her yanda düşman gaye belli vatanı bölmek
Uykundan uyan artık ecdadın sana sesleniyor
Ulu önderi dinle bir kez bak sana ne diyor!



Mehmet Dağdeviren

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/1/2009 · Kategori: siir

AŞK MEKTUPLARI


Bitsin seninle aşk mektupları
Seninle başladı, bitsin seninle...

Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili.

Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
Ben hep uzaklara türkü yazarım

Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Bu kütükte başka bir ad okunmaz
Narına nuruna kurban olduğum
Seven sevdiğinden asla yakınmaz

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Bütün adresleri iptal ettim
Benim senden özge gerçek yarim yok.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili

Ben rol gereği aşık değilim
Deme bu garibin benimle işi ne...

Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
Aklanırsa adım, seninle aklanır.

İstersen durmadan adres değiştir,
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
Bütün gemileri yakar gelirim.

Bu bir taahhüttür; sına beni..
En deli rüzgarların önüne sür, bulut bulut,
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
Son kurşunu kendime sıkar gelirim.

Bir et kemik torbası değilim ben
Bir hasar raporu değil yazdığım
Bir aşk mektubudur ey sevgili,
Kızıl kıyametten önce...

Ve görmek için bakmaya gerek yok
Her dilde güzeldir senin adın

Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca
Yeter ki görecek göz, göz olsun.

Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum


Bahaettin Karakoç

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/1/2009 · Kategori: siir

GÜZEL HAVALAR

Güzel Havalar
Beni bu güzel havalar mahvetti, 
Böyle havada istifa ettim 
Evkaftaki memuriyetimden. 
Tütüne böyle havada alıştım, 
Böyle havada aşık oldum; 
Eve ekmekle tuz götürmeyi 
Böyle havalarda unuttum; 
Şiir yazma hastalığım 
Hep böyle havalarda nüksetti; 
Beni bu güzel havalar mahvetti. 
Orhan Veli

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/1/2009 · Kategori: siir

İSTANBUL AĞRISI

kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine İstanbul'san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

pancak pancak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine İstanbul'san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki haydarpaşa'dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine İstanbul'san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gozlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildigim attilâ ilhan'ı
zehirleyebilirim

sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
tophane iskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor

ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin

eğer sen yine İstanbul'san
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbul'san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem, yalnız kalsam, cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam, tenhalarda kalsam, çarpılsam
hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine İstanbul'san
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 eylül'ünde birader mirc ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık...
ATİLLA İLHAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

6/5/2007 · Kategori: siir

EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR

BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
bilmem ki günlerden neydi...
hatırlanan o gün her şey günahtı...
karanlıkdı,gidilen yollar yasaktı...
belki bu bir arayışdı..
hava pusluydu,kuşlar suskundu...
belki yatsı,belki akşamdı...
belki bir düş,belki bir hayaldi...
neresi bilinmemişti,bilinemezdi,bilinemeyecekti...
loş bir ışıkta bir genç vardı,namazdaydı...
bilinmez bir hal vardı,sanki zeminde dalga vardı...
namaz kılınamıyor,genç uğraşıyor,devam ediyor ama sallanmaya engel olamıyordu....
bir adam vardı...
derin bakıyordu,gülümsüyordu...
tesirli bakışları,hoş bir sakalı,mütebessim bir çehresi vardı...
genç'e yaklaştı,ensesine dokundu,günahkar alnı secdeye yaklaştı...
namaz tamamlanmıştı...
genç şaşkındı,utanıyordu...
bu hali,tavrı farklı adamı tanımamıştı...
acaba kimdi???
ve...
bir anda ilham oldu...
gelen MUHAMMED MUSTAFA'ydı...
zaman durmuştu...
genç hala şaşkındı,utancı artmıştı...
dedi ki;galiba bu dalgalanmanın sebebi,eksik bildiğim bir duaydı...
O hala tebessüm ediyordu...
genç düşündü;ne kadar da güzel bir adam,ne kadar heybetli...
biliyorum da,şaşırıyorum diyecek oldu,toparlandı...
O, MUHAMMED MUSTAFA'ydı..
genç dedi ki;ŞAŞIRDIM...
O (sas) dedi;KİM ŞAŞIRMADI Kİ...
genç,bu söz ile sanki cehennemden,cennetde bir göle düşmüştü...
telaş yerini AŞK'a bırakmıştı...
dedi;ÖĞREN...
genç;TAMAM,dedi...
düşündü...
bu tablo sadece asr-ı saadetde vardı,nasıl olurdu...
peygamber ile diz dize,baş başaydı...
gözleri ışıl ışıldı,sanki insanın içine bakıyordu...
genç düşündü ki;bu bambaşka bir Adam'dı...
bana bile bu kadar ilgi,ne büyük bir Ruh,dedi...
bir şey vardı,dikkatini çekmişti,ön dişinde bir çizik vardı...
acaba bunun manası neydi...
tabi yaaa.
O Uhud'un hatırasıydı...

EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
bir köşe başı hikayesi,
bir dönüş,bir diriliş hikayesidir...
bu bir çığlık,bir feryatdır...
sevgiliye yazılmış bir mektuptur...
özlemdir,hüzündür...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
bir perişanın hikayesidir...
O'nsuz günlerine kahreden...
eyvah!!!
eyvah ki.ne eyvah!
O'nsuz geçen günlerimize eyvah!!!
yazıklar oldu o günlere,yazıklar olsun o günlere...
yazıklarlar oluyor O'nu bilmeyene,yazıklar olsun hakaret edene...
yazıklar olsun bana ve O'nu anlatmayanlara...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
en Sevgiliye yazılan...
buğulu camlara yazar gibi,duvarlara,dağlara taşlara yazar gibi yazılan...
yazıklar olsun Mecnuna,Leyla ya kapılmış,
Ferhat'a yazıklar olsun ŞİRİN'e koşmuş...
ya RESULALLAH ALLAH'a yemin ederim,Sen'i çok seviyoruz...
kasem olsun ki;yalnız seni seviyoruz,
şarkılarda,şiirlerde Sen'i arıyor,Seni söylüyoruz...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
gönülleri çığırdan çıkaran,yaş olup gönüllerden akan...
bir istekdir,bir arzudur sevgiliye yazılan...
bu bir itaattir,bir kabuldür...
gönüllerden çınlayan semiana ve atana'dir...
bu Teveccüh edene teşekkürdür,selamdır,salatdır...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
ısrarla,her gün yüreklerimize baştan yazılan,
yaş olup gözlerden akan...
hatta bir bedduadır ebu cehile yazılan,
hakaretdir,ebu lehebe atılan...
taşdır,toprakdır taif dekilere saçılan...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
Sevgilinin gözlerine yazılan,
mütebessim çehresine okunan...
yürekleri çatlatan bir hikayenin baş sayfasıdır bu,
ilahi bir aşk ile yazılan...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
YÜCELER YÜCESİ'ne şükürdür,övgüdür...
Yarattığına karşı duyulan hayranlıkdır...
sevdiğine karşı duyulan sevgidir,aşkdır...
duadır,ağlayarak yapılan...
EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
sonu olmayan...


bu aşk manzumesi hiç bitmeyecek ya RESULALLAH,
çatlayıncaya kadar MUHAMMEDUN RESULALLAH diyeceğiz...

EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...
BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...

bu sonsuz aşk manzumesine şimdilik ara veriyorum,
çünkü kalbim bedenime ağır gelmeye başladı...

EVET BU BİR AŞK MANZUMESİDİR...


YEŞİL KUBBE BU HAYAL İÇİN KURULMUŞTUR VE BU HİKAYEYİ YEŞİL KUBBELİLER SİZLER İÇİN HAZIRLAMIŞTIR.

 

http://www.yesilkubbe.com/forum/viewtopic.php?t=3878

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::