<_script /><_script /> saglik - okyanus - Blogcu



6/5/2007 · Kategori: saglik

"İnsanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile." 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

5/3/2007 · Kategori: saglik

Uzun yaşamın SIRLARI

Uzman bir doktorunuz olsun: "En iyi tedavi, hasta olmamayı sağlamaktır" görüşü, günümüzde doktorların sloganı oldu. Yani, doktorlar hastalıkları daha belirti vermeden önlemek gerektiği konusunda hemfikirler. Bunun en etkili yolu ise check-up’tan geçmek.,

Check-up programı oluşturun: 20 yaşındaysanız, bir kez diyabet ve kolesterol ölçümü yaptırmalısınız. 30-40 yaş grubundaysanız, kolesterol ölçümünü iki yılda bir tekrarlamanız gerekiyor. Risk faktörü taşıyorsanız, diyabet testinizi de her 3 yılda bir tekrar etmelisiniz. Aktif cinsel hayata başlayan her kadın, 20 yaşından itibaren yılda bir kez pap smear testi yaptırmalı, 40 yaşından itibaren de yılda bir mamografi çektirmeli. Birinci derece akrabalarınızda meme kanseri varsa, daha sıkı takip altında olmalısınız.

Aşılarınızı yaptırın: Uzmanlar yetişkinlerin her 10 yılda bir difteri ve tetanos aşılarını tekrar etmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Kronik hastalığı olanlar ve 60 yaşın üzerindekiler de sonbahar mevsiminde grip aşılarını mutlaka yaptırmalılar.

Genetik riskinizi araştırın: Uzmanlar osteoporoz, meme kanseri ve diyabet gibi pek çok hastalıkta genetik etkenlerin büyük rol oynadığına dikkat çekiyor. Riskli gruba giriyorsanız, nasıl bir önlem almanız gerektiğini doktorunuza danışın.

Beslenmenize dikkat edin: Bilimsel çalışmalar, beslenmedeki belirli düzenlemelerle kalın bağırsak ve mide kanserlerinin yüzde 90’ını, meme ve pankreas kanserlerinin ise yüzde 50’sini önlemenin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Bunun için antioksidan besin unsurlarından beta karoten, C ve E vitaminleri ile selenyum içeren besinleri bolca tüketmeniz gerekiyor.

Fazla kilolarınıza savaş açın: Uzmanlar kadınların beden kitle indekslerinin 19-24 değerleri arasında olması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Bel çevresini kalça çevresine böldüğünüzde çıkan sonuç 0.85’in altında olmalı.

Yürüyün ya da bisiklete binin: Sağlığınız için bu tarz egzersizleri haftada en az 3 kez 30’ar dakika yapın.

Sigara içmeyin: Uzmanlara göre, "Hiçbir şey, sigaradan kaçınmanız kadar sağlığınız üzerinde olumlu etki yaratamaz".

Yeşil çay ve nar suyu için: Yeşil çayın kötü kolesterol, yüksek tansiyon gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azalttığı, yapılan çalışmalarla ortaya konmuş. Nar suyu da kolestrolü, kan şekerini dengeliyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. 

6-8 saatlik uyku süresinin genellikle yeterli olduğunu belirtiyorlar.
Vitaminleri bilinçli kullanın: C vitamini, bağışıklık sistemimizi güçlendirerek bizi hastalıklardan koruyor. Çinko, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde en önemli rol oynayan mineral olarak kabul edilirken, A vitamini de dokuların enfekte olmasını önlüyor.

Her gün süt için: Kemiklerin yapımında rol oynayan kalsiyumun günlük takviyesi için bu çok önemli. Uzmanlar, 40 yaşından sonra herkesin 500 mg. kalsiyum alması (süt ürünü tüketmiyorsanız 1000 mg) gerektiğine dikkat çekiyor. D vitamini içeren preparatlar, kalsiyum takviyesi için ideal. Ancak yan etkilere yol açmaması için önce kalsiyum değerinizi ölçtürmelisiniz.

Selenyum ve E vitaminiyle gençliğinizi koruyun: Selenyum, antioksidan özelliği sayesinde uzun yıllar genç kalmamıza yardımcı oluyor. Özellikle kan hücrelerinin zarar görmesini önlüyor. Hücrelerin, dolayısıyla dokuların yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Kanser oluşmasını önleyici etkisi de var. E vitamini de yaşlanmayı geciktirmenin yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Kalbiniz için Omega-3 alın: Uzmanlar, balık sevmiyorsanız, Omega 3 yağ asidi içeren preparatlardan kullanmanızı öneriyorlar.

Her gün bir Aspirin kullanın: Her gün alınan bir Aspirin, kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor.

Bugünü yaşayın: Uzmanlar, geçmişlerinden pişmanlık duyan kişilerin diğerlerine göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla ölüm riski altında olduğunu ve pozitif kişilerden en az iki sene daha az yaşadıklarını belirtiyorlar.

Özgüveninizi besleyin: İlerleyen yaşla egomuz da gelişiyor ama özgüvenimizi sık sık tazelememizin de bir sakıncası yok.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

5/3/2007 · Kategori: saglik

Sivilcelerinize veda edin

Sivilce (akne) tedavisinde yalnızca tıbbi tedavi düzenlemek her zaman yeterli olmayabilir. Dermatoloji uzmanı Belma Bayraktar, "oily-free' ibareli yağsız nemlendiriciler akneli ciltlerin kullanımı için uygundur.

Bu nemlendiricilerde hayvansal ve mineral yağlar bulunmaz, silikon yağları içerir. Bu siyah nokta yapmayan, hipoallerjenik nemlendiriciler akne olguları için en uygun olanlarıdır" diyor. Peeling (cilt soyma) işleminin de akne tedavisindeki faydalı etkileri var. Dr. Bayraktar faydalarını şöyle sıralıyor.

İzlere veda edin

"Peeling işlemi sadece basit bir soyma işlemi olmayıp cildi yenileyen, hücre metabolizmasını hızlandıran, deri altı destek dokusu olan kollajenin oluşumunu destekleyen, ciltteki lekeleri ve sivilce izlerini de giderebilen, uzun vadede gençlik etkileri de olan bir yöntemdir. Siyah noktaları ve sivilcedeki keratin tıkaçları ortadan kaldırır."

,Sivilceli bir cilde sahip olanların doktorlarına danışarak nemlendirici kullanması gerekiyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

5/3/2007 · Kategori: saglik

Bu ‘acı’yı tanıdıkça seveceksiniz

Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan "kapsaisin" maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.

Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak "apostosis"i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.

Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, "Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz" diye konuştular.

Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti.

Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, "Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum" dedi.

Türkiye'de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti.

Türkiye ve ABD'deki çalışmalar

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi'nde geçen yıl yapılan bir araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.

Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, "Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor'' diye konuşmuştu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

5/3/2007 · Kategori: saglik

Umutsuzluk kanser yapıyor

 

ABD'li Dr. Bernard Fox, depresif insanların, kansere yakalanma oranının iki kat fazla olduğunu tespit etti.

Kanserin zihinsel yönleri üzerinde 20 yıl süren bir araştırmadan sonra psikolog Lawrence Leshan da, 455 kanser hastasında kişilik incelemeleri yaptı ve 71 'son evre' vakasında derinlemesine terapi uyguladı.

Terapi uyguladığı 71 kanser hastasının 68'inde 'umutsuzluk' durumunun hastalıktan önce de var olduğunu belirledi.

Bugüne kadar yapılan çeşitli araştırmalar da; melankolik ve depresif bir ruh haline sahip olan kişilerin, çeşitli hastalıklara, özellikle de kansere yakalanma riskinin daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
,

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::